Accio!

Quotes!

* Beyin korteksi..Yani cerebellum

işte bütün sorun orada.

Eğer sadece beyin sapını kullanarak yaşayabilirseymiş,

sorun ortadan kalkarmış.

Bu mutluluk ve üzüntünün ötesinde bir yer olurmuş.

Balıkların psikolojik durumlarına bağlı olarak ızdırap çektiklerini göremezsin.

Süngerler asla kötü bir gün geçirmez.

Amacım hayatımı basitleştirmeye çalışmak değil

kendimi basitleştirmek! (Tıkanma)

Follow me!

Tumlr

Music!

Tumlr

SuperCool!

Tumlr

Reading is Sexy!

Tumlr

Bloggers!

Tumlr

Speşıl Tenks!

Tumlr

Kategoriler

Tazeler

Arşiv

24
Kas

Öğretmenlerin Günü

EĞİTİM/öğretim hayatımda karşıma çıkan bir eğitimcinin hayatımı değiştirdiğini söyleyebilmeyi çok isterdim; yol göstericiliğiyle bana ışık tuttuğunu, kendimi anlamlandırmaya çabalarken yardımcı olduğunu ve bulmamı sağladığını ya da hiç değilse, ‘Onu çok severdim, zor anlarımda destek oldu’ diyerek yıllar sonra bile onu özleyebilmeyi… Yapamadım, öyle biri hiç karşıma çıkmadı…
Benim öğretmenlerimin hiçbiri, ‘idealist’ değildi mesela; mesai doldurmaya çalışan ve her fırsatta da bunu içimize işleyen kişilerdi. Hayatına farklılık katmayı diledikleri kişiler olmadı diyemem, ama onlar da hep ‘bazı’ özelliklere sahip olan öğrencilerdi. Kimi, okul aile birliğine üye bir annenin oğlu, kimisi mal varlığıyla adından söz ettiren havalı bir kızdı.
Velhasıl kelam, benim hiç gerçek bir ‘öğretmenim’ olmadı. Hiçbir öğretmenimi büyük bir sevgi ve minnetle anmadım, anmıyorum; o yüzden öğrencilerinin hayatını değiştiren öğretmenlerin hikâyelerini ne zaman dinlesem, ufak bir kıskançlık dolar içime. Boğazım düğümlenir; aklıma yıllar yılı akıp giden öğretmenlerim gelir…
Şimdi Öğretmenler Günü arifesinde yine o hikâyeler sardı dört bir yanımı. Kiminle konuşsam, şu dersin şu hocasıyla olan geçmişini ve Öğretmenler Günü’nde neler yaptıklarını anlatıyor…
Öğretmenler Günü…
Aslında düşündüğünüzde, amacından nasıl da saptırıldığını fark ediyorsunuz kolaylıkla. Şimdilerde bu gün, öğretmene ‘hediye alınması’ ve ‘gözüne girilmesi’ için ufak bir bahane sadece. Benim küçüklüğümde de öyleydi…

90′lı yılların başında da şimdilerde olduğu gibi aktifti okul aile birlikleri. Bizim okulun aile birliği ve sınıf anneleri de kimsenin eline kolay kolay su dökemeyeceği insanlardı. Ben bir memur çocuğu olarak, Adana’nın zengin ailelerinin çocuklarının okuduğu en iyi okula şans eseri girmiştim. Yine şans eseri en iyi sınıfına düşmüştüm.
Öğretmenimiz Kamuran Taner, gerçekten nadide bir kadındı. İyi niyetli, sevimli ve öğrencilerini seven… Şayet o hayatımızdan, okulumuzdan çıkıp gitmeseydi bambaşka bir insan olabilirdim; bütün sınıf farklı farklı insanlar olabilirdi. Ama gitti. ‘Para’ sevgisi, öğrenci sevgisinden ağır bastı. 1. sınıfımızı tamamladığımız yıl özel bir okula transfer oldu. Kendince haklı olduğu kesin, yine de ‘ben olsam gitmezdim’ diye düşünmeden edemiyorum…
Kamuran Temel’in gidişi ardından, Mualla Semiz adında bir öğretmen getirdiler başımıza. Ama ne öğretmen… Okula girişi ve okuldan çıkışı arasındaki farkı görseniz, bir insanı velilerin nasıl değiştirdiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.
Mualla Hanım – ki kendisine genelde sınıfta ‘semizotu’ diye seslenirlerdi – garip bir insandı. Pek bir şey bildiğini, öğrencilerine de çok bir şey kazandırdığını hiç sanmıyorum. Ben kazanmadım; ondan minnetle bahseden kimseyi de tanımıyorum. Ama sınıfımızın üstün başarısı, onu da bir şekilde yukarılara taşıdı…
Onu hiç sevmedim, hala da sevmiyorum. Mualla Hanım da beni sevmezdi; bir Öğretmenler Günü’nde, sınıf annelerinin hediye etkinliğine katılmadığım için bırakmıştı beni sevmeyi…
Ben, annemin saatlerini harcayıp, emek verip yaptığı bir fuları hediye etmek istemiştim ona; o, ona hediye edilen altın bilezik için kimlerin para vermediğine bakmıştı. Verenler için hafta sonlarında ders vermiş, benim gibileri ise ilkokul hayatımız boyunca dışlamıştı…

Kısacası, kolay değil öyle ‘öğretmen’ olabilmek… Kolay değil, küçük çocukların hayatlarını değiştirebilmek…
Öğretmenler Günü…
Hak edeninki kutlu olsun…

Yorum Yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Üzgünüz, yorum formu şimdilik kapalı.