Accio!

Quotes!

* Beyin korteksi..Yani cerebellum

işte bütün sorun orada.

Eğer sadece beyin sapını kullanarak yaşayabilirseymiş,

sorun ortadan kalkarmış.

Bu mutluluk ve üzüntünün ötesinde bir yer olurmuş.

Balıkların psikolojik durumlarına bağlı olarak ızdırap çektiklerini göremezsin.

Süngerler asla kötü bir gün geçirmez.

Amacım hayatımı basitleştirmeye çalışmak değil

kendimi basitleştirmek! (Tıkanma)

Follow me!

Tumlr

Music!

Tumlr

SuperCool!

Tumlr

Reading is Sexy!

Tumlr

Bloggers!

Tumlr

Speşıl Tenks!

Tumlr

Kategoriler

Tazeler

Arşiv

27
Eyl

Diary of a Nymphomaniac

Her şeyden önce şu şarkıyı açın ve yazıyı okurken arka planda çalmasına izin verin.

* Vasıfsız bir kadının iki seçeneği vardır: Evlilik ya da fahişelik. Aslında ikisi de aynı kapıya çıkar.

Türkçe’ye ‘Bir Kadının Seks Günlüğü’ olarak çevrilen, aşkı ve yaşamın kaynağını başka bir bedenle bütünleşmekte -yasak ve uygunsuz olanda- arayan bir kadının öyküsü  Diary of a Nymphomaniac / Diario De Una Ninfómana

Valérie Tasso’nun, 2003 yılında yayınladığı “Insatiable: The Sexual Adventures of a French Girl in Spain” (Doyumsuzluk: Fransız bir kızın İspanya’daki seks maceraları) isimli kitabından uyarlandı. Film, yazarın 16 yaşında bekaretini kaybetmesiyle birlikte başlayan arayışının öyküsü aslında…

more…

27
Eyl

Yazı’sız

“Neden beni anlatan bir şey yazmıyorsun” diye sordu adam.

Kadın, elindeki şarap kadehini usulca bıraktı mumların arasına; “…çünkü seni gerçekten seviyorum.

Aslında bunu ben de düşündüm biliyor musun? Kokunu tattığım andan beri istiyorum ‘seni’ yazmayı. Neler hissettirdiğini. Hayatıma girdiğin andan itibaren nasıl bir bayram havasına büründüğümü..

Aşkı, tutkuyu.. Ve belki de bir doz sevişmelerimizi.. Ama yapamıyorum!  Her oturduğumda o tozlu masanın başına, aklıma geliyor yüzün; bunu bilmelisin. Yine de yazamıyorum. Gülümsemekten alıkoyabilsem kendimi, yazacağım belki de…

more…

27
Eyl

Suskun

Izdırabı anlatmanın, mutluluğu anlatmaktan kolay olduğunu söylerler..

Sanırım, bugüne kadar benim için de doğruydu bu.. Çektiğim acıları, ‘yokluğu‘, yalnız kalmışlığı anlatabildim hep. Belki çok kişiye değil ama, gözyaşlarıyla ıslandığında yüzüm, benim için değerli olanlara..

Ama bu günlerde öyle bir hâl içerisine girdi ki ruhum, bir şeyi anlatmayı bırak; hissedemiyorum bile…

Uyuyorum, uyanıyorum ve günü geçiriyorum. Hiçbir şeyi düşünmeden ve düşünmeyi de istemeden..

Uzun zaman önce bırakmıştım oysa bu puslu renge bürünmeyi.. Şimdi ise silkinemiyorum, değiştiremiyorum ve sanki asla hiçbir şey aynı olmayacakmış gibi geliyor..

more…

27
Eyl

Yitirdiğim dostum, beni affet

Yıldızlardan mahrum bir gecenin şafağında fark ediyorsun hayatın ne denli acımasız olduğunu.

Aptallığını görüyorsun geçmiş perdesini aralayınca; bencilliğini ve hatta kaybolmuşluğunu soluyorsun. Peşisıra çalan damar şarkılar eşliğinde bakıyorsun eskiye. Yitirdiğin dostların, yitirdiğin aşkların geliyor aklına…

Yavaş yavaş yatağa siniyor adın. Birkaç eski fotoğraf eşliğinde akıyor gözyaşların…

Duvarlarına resimler yapılmış odaların loş ışıkları altında yapılan sohbetler doluyor sonra zihnine. Fark ediyorsun ki hep ‘çoğul’ oluyor hatıralar; bir zamanlar paylaşmış olmanın, paylaşabilmiş olmanın hazzıyla anıyorsun geçmişi. Hiç beklenmedik bir anda, eski zamanlara ait saatlerde özlüyorsun onları; hayatında tatlı-ekşi tatlar bırakanları. Sarılıyorsun kaleme, sarılıyorsun kağıda. Birbiri ardına sıralıyorsun harfleri; her bir kelimen hasret, her bir cümlen özür kokuyor…

more…