Yazı’sız
“Neden beni anlatan bir şey yazmıyorsun” diye sordu adam.
Kadın, elindeki şarap kadehini usulca bıraktı mumların arasına; “…çünkü seni gerçekten seviyorum.”
“Aslında bunu ben de düşündüm biliyor musun? Kokunu tattığım andan beri istiyorum ‘seni’ yazmayı. Neler hissettirdiğini. Hayatıma girdiğin andan itibaren nasıl bir bayram havasına büründüğümü..
Aşkı, tutkuyu.. Ve belki de bir doz sevişmelerimizi.. Ama yapamıyorum! Her oturduğumda o tozlu masanın başına, aklıma geliyor yüzün; bunu bilmelisin. Yine de yazamıyorum. Gülümsemekten alıkoyabilsem kendimi, yazacağım belki de…”
Adam, kadının hafifçe aralanmış dudaklarına dokundu dudaklarıyla. “Hmmm” diye mırıldandı; “Bunu anladığımı hiç sanmıyorum.”
“Basit aslında…”
“Yıllardır karaladığım her kelimenin, aslında sevdiğimi sandığım adamları anlattığını fark ettim. Yazılarım, onların yaşattığı acılar ve hayal kırıklıklarıyla dolu. Onları yazıyorum; çünkü bunu yapabiliyor olmak bana iyi geliyor. Kendi puslu dünyama çekip, herhangi bir role bürüyüp acı verebiliyorum onlara. Ya da yaşadıklarımla, bana yaşattıklarını hatırlatarak boğabiliyorum hayallerini…”
“..Ama söz konusu sen olunca değişiyor işler. Mutluyum.. Ve ben mutluluğu anlatamıyorum..”
Yorum Yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.





