Accio!

Quotes!

* Beyin korteksi..Yani cerebellum

işte bütün sorun orada.

Eğer sadece beyin sapını kullanarak yaşayabilirseymiş,

sorun ortadan kalkarmış.

Bu mutluluk ve üzüntünün ötesinde bir yer olurmuş.

Balıkların psikolojik durumlarına bağlı olarak ızdırap çektiklerini göremezsin.

Süngerler asla kötü bir gün geçirmez.

Amacım hayatımı basitleştirmeye çalışmak değil

kendimi basitleştirmek! (Tıkanma)

Follow me!

Tumlr

Music!

Tumlr

SuperCool!

Tumlr

Reading is Sexy!

Tumlr

Bloggers!

Tumlr

Speşıl Tenks!

Tumlr

Kategoriler

Tazeler

Arşiv

09
Oca

The Hunger Games – Açlık Oyunları

“Gözlerimi kısarak, yandaki ağaca bakıyorum ama Rue’yu göremiyorum. Beni uyandıran o olduğu için, onu uyarmamın adil olacağını düşünüyorum. Hem ayrıca, eğer bugün öleceksem, kazananın Rue olmasını isterim. Bu, ailem için fazladan yiyecek anlamına gelse bile, Peeta’nın kazanan tacını giymesi ihtimalini dayanılmaz buluyorum.”

The Hunger Games,  The Underland Chronicles (Yer Altı Günlükleri) serisi ile adını duyuran Suzanne Collins’in aynı isimle yayınlanan kitabından uyarlanan bir film. Kitabın 2008′de yayınlanması ve ‘bestseller’ listelerine tepeden girerek büyük bir başarı yakalaması ardından çekilmesine karar verilmiş, hatta vizyon tarihinin de 2013 olduğu açıklanmıştı. Ancak filmin vizyon tarihi Mart 2012 olarak değiştirildi.

Kitabı okumuş biri olarak kitapla ilgili birkaç not da aktarayım..

Kitabı bir hayli sürükleyici bulmuş ancak ‘bilim kurgu’ sınıfına katılması noktasında bir takım şüphelerle yaklaşmıştım. Gördüm ki çoğu kişi de benimle aynı fikirde. Tamam, inanılmaz keyifli ve bir gecede bitirilen hikayelerden olabilir ama ‘bilim kurgu’ kısımları biraz (!) zayıf kalmış. Yine de kitaptaki sade bir anlatımla bezenen satırları su gibi geçiyor, çevirmenin de hakkını vererek bir sonraki kitap için gün sayıyorsunuz.

more…

08
Oca

The Amazing Spider-Man

Üç serilik film yetmiyormuş gibi yeniden çekilme kararı alınan Örümcek Adam, Temmuz ayında bizi “The Amazing Spider-Man” ismi ile karşılayacak. Karakterin fan’larının filmin çekileceği haberini aldığı zaman ne kadar sevindikleri bilinmez ama Spider-Man’i favori kahramanları arasında sayan biri olarak ben, başrolün sahibini öğrendiğim anda heyecanımı yitirdim..

Yani 2002′de Tobey Maguire’li Spider-Man’i izlediğimde zaten yeterince tiksinmiştim, şimdi bir de bununla karşılaşmak beni resmen yıktı.  O yüzden filmle ilgili söyleyebileceğim çok bir şey yok.

more…

06
Oca

Morkedipatisi – Yaşanmamış anı

http://www.morkedipatisi.com ‘dan..

Duruyorum bi köşede.
Bugünü hatırlıyorum tüm ayrıntılarıyla.
Oradayım ama aslında değilim. Bir anı bu biliyorum.
Yaşamamışım ama biliyorum.
Uyanıkken ne kadar dik dursan da uyurken o kadar masumsun ki, korumasız, belki de bana muhtaç.

Aslında hiç tanışmıyoruz bile. Ben sadece bir hayalim baş ucunda beliren ve açılan üstünü örtüp, gür saçlarının arasında parmaklarını gezdiren, belki de bir öpücük konduran şekli tamamen belirgin dolgun dudaklarının kenarına -hani güldüğünde sol tarafa doğru kalkan kenarı var ya tam oraya-.

Ha yanlış anlama, aslında hiç tanışmıyoruz biz onunla.

more…

05
Oca

Noise of Madison – Sweet Life

Yıllar yılı dinlenilen ancak bir türlü bıktırmayan şarkıları bir kenara bırakırsak, şarkı listelerimizde ‘yenilik’ olması hepimizin hoşuna gider. Özellikle de sevdiğimiz bir sanatçının yaptığı müziğe yakın bir şeyler dinleyebilmek, hepimizin arzusu…

Ben de müzik dinlemeden çalışamayan çoğunluğun içerisinde, yeni şeyler keşfetmeyi seven biri olarak; ülkemizde pek de bilinmeyen sanatçıların eserlerini takip ediyorum/etmeye çalışıyorum. Bu konudaki en büyük yardımcı ve kaynağım ise izlediğim dizi ve filmler. Sahneler içine serpiştirilmiş o derinden gelen melodiler, tarzım olmasa bile kulağıma oldukça çekici gelen kaliteli işlerle tanışmamı sağlıyor.

Elbette film ve diziler sayesinde keşfettiğim grup ve sanatçıları burada sıralayamam, ancak son 1.5 aydır yanayakıla aradığım şarkıyı, hem de sahibinden, bulunca hatun kişiyi sizlerle tanıştırmadan edemezdim..

Aslında hayatımıza çok da anlam katmayan ama “başladık bir kere” merakı ile izlediğim Lost Girl isimli dizide, oldukça hoş parçalar yer alıyor. Dizinin ikinci sezonunun 7. bölümünde de yine bu baş döndürücü şarkılardan birine denk geldim. Her ne kadar söz konusu sahnenin cezbediciliği şarkının dikkat çekmesinde büyük rol oynasa da, oldukça seksi bir sesle gelen hoş bir  şarkı. Bölümün bitmesini bile beklemeden “Bu kim yaa” diyerek şarkının uzun versiyonunu aradım, ama bulamadım..

Ne YouTube, ne Amazon, ne başka siteler böyle bir şarkının varlığından haberdar değildi. Sonunda YouTube’da şu linkte yer alan ve diziden kesilmiş görüntü sayesinde şarkının Madison isimli bir hatuna ait olduğunu öğrendim. Uzun araştırmalar, Google sihri falan derken de sanatçının Twitter sayfasından kendisine ulaşarak şarkının uzun versiyonunu rica ettim..

Velhasıl, 15 günün ardından bana şarkıyı (Sweet Life) yolladı ve kendime saklamamı istediğini söyledi…

Tabii bu süreçte Madison’a ait birkaç parçayı dinleme şansım da oldu. #1 isimli parça bir hayli hoşuma gitti.. YouTube’daki kanalını da yeni şarkılar gelir umuduyla hemen takibe aldım..

Şarkının uzun versiyonunu sizlerle paylaşamıyorum ama Madison’ın işlerine şöyle bir bakmakta fayda var. “Benim tarzım değil” diyen birkaç arkadaşım bile Sweet Life isimli parçasını “ilgi çekici” buldu.. Yakın arkadaşım Yeliz’in dediği gibi, yatakodasımüziği listeme baş sıralardan soktum.. :)

www.noiseofmadison.com
www.facebook.com/noiseofmadison
www.twitter.com/noiseofmadison

Şarkının dizide yer alan bölümündeki sözleri ise şöyle:

more…

04
Oca

Yine, yeni, yeniden

Yeni başlangıçlar için en doğru zaman yeni bir yılın gelişi değil, başlangıç yapmaya hazır hissettiğimiz an olmalı aslında. Çünkü ne zaman “Şunu yapacağım, bunu bırakacağım, artık böyle davranacağım” kararları alsak, o ya da bu şekilde ardına sığındığımız bahaneler yüzünden hiçbir şey yapamıyoruz…

O yüzden en iyisi hissettiğimiz an silkelenip kendimize gelmek ve “Pazartesi rejime başlayacağım”lar olmadan harekete geçmek.

Ben de bu  site konusunda daima bir sürü bahane ardına sığınıp bir türlü istikrarlı davranamadım.. Yazmayı arzuladıklarımı yazamadım, anlatmak istediklerimi de hep yarım bıraktım..

Ama bugün, şu anda bulunduğum yerde aslında ne de büyük bir hata yaptığımı anlıyorum..

Konu, birilerine kendimi anlatmak da değil aslında. Yazmayı ne denli sevdiğimi kendime hatırlatmak.. Kimse okumasa, kimse umursamasa da YAZMAK. Beni ben yapanları bir kenara bırakmak istemiyorum artık…

Yeni bir yıla denk gelse de, olması gereken an olduğu için yenileniyorum..

 

May the force be with us all.

Sonraki Sayfa »