The Hunger Games – Açlık Oyunları
“Gözlerimi kısarak, yandaki ağaca bakıyorum ama Rue’yu göremiyorum. Beni uyandıran o olduğu için, onu uyarmamın adil olacağını düşünüyorum. Hem ayrıca, eğer bugün öleceksem, kazananın Rue olmasını isterim. Bu, ailem için fazladan yiyecek anlamına gelse bile, Peeta’nın kazanan tacını giymesi ihtimalini dayanılmaz buluyorum.”
The Hunger Games, The Underland Chronicles (Yer Altı Günlükleri) serisi ile adını duyuran Suzanne Collins’in aynı isimle yayınlanan kitabından uyarlanan bir film. Kitabın 2008′de yayınlanması ve ‘bestseller’ listelerine tepeden girerek büyük bir başarı yakalaması ardından çekilmesine karar verilmiş, hatta vizyon tarihinin de 2013 olduğu açıklanmıştı. Ancak filmin vizyon tarihi Mart 2012 olarak değiştirildi.
Kitabı okumuş biri olarak kitapla ilgili birkaç not da aktarayım..
Kitabı bir hayli sürükleyici bulmuş ancak ‘bilim kurgu’ sınıfına katılması noktasında bir takım şüphelerle yaklaşmıştım. Gördüm ki çoğu kişi de benimle aynı fikirde. Tamam, inanılmaz keyifli ve bir gecede bitirilen hikayelerden olabilir ama ‘bilim kurgu’ kısımları biraz (!) zayıf kalmış. Yine de kitaptaki sade bir anlatımla bezenen satırları su gibi geçiyor, çevirmenin de hakkını vererek bir sonraki kitap için gün sayıyorsunuz.
Stephen King’in kitap için ‘Elimden bırakamadım, ay inanılmaz hoşuma gitti” minvalinde sarf ettiği sözleri olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
O yüzden kitabın filminin çekileceğini okuduğumda bir hayli heyecanlanmıştım. Sabırsızlıkla bekliyorum desem, yalan olmaz.. Tabii birçok kitapta olduğu gibi Holivud’un bizi bu kitapta hüsrana uğratması ihtimalini de göz önünde bulundurmak lazım.
Fragmanı beğendim, ama erken konuşmamak lazım..
* 23 Mart 2012
FRAGMANI İZLEMEK İÇİN TIK TIK..
Filme gelince..
Filmin senaryolaştırılmasında bizim pek de müthiş filmlerden aşina olmadığımız iki isim, Billy Ray ve Gary Ross yer alıyor. Yönetmen koltuğunda da yine Ross var.
Başroller ise şu şekilde:
- X-Men First Class’ta Mystique rolü ile karşımıza çıkan ve benim pek de beğen(e)mediğim Jennifer Lawrence, ‘Katniss’ rolünde. Diyeceksiniz ki “Gül gibi hatunun nesi var?” Haklısınız. Ama Rebecca Romijn Stamos’tan sonra kendisini pek o role yakıştıramamıştım..
Lawrence’in oyunculuğuna diyecek bir lafım yok, Winter’s Bone’da gerçekten de ‘izlenilesi’ bir karakteri canlandırmış, hatta oyunuyla da Oscar’a aday gösterilmişti. Genç bir oyuncu olarak ablalarından çok daha iyi ve büyük bütçeli yapımlarda rahatlıkla rol alacağından eminim. Hatta yaşıtları arasından rahatlıkla sıyrılacağından da şüphem yok. Yeni saçı da hanımkızımıza pek bir yakışmış.. Katniss rolü için ise hoş bir tercih.
- Bridge to Terabithia ve Journey to The Center of The World’de izlediğimiz Josh Hutcherson ise Peeta Mellark rolünde. Lawrence’ın yanında sönük kalacağından şüphe duysam da bir şeyler yapabilmesi umudunu taşıyorum. Peki yerine başka biri seçilebilir miydi? Kesinlikle!
- Liam Hemsworth, Elizabeth Banks, Woody Harrelson, Alexander Ludwig, Stanley Tucci, Amandla Stenberg gibi isimler de kadroda yer alıyor. Cast’ın ince elenip sık dokunarak seçildiğini düşünmüyorum; performanslar bütününü ancak filmi izledikten sonra görebileceğiz.
Filmin konusuna gelince.. (Alıntıdır)
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içerisinde Panem ulusu yaşamaktadır.Başkent Capitol’ün etrafında 12 bölge bulunmaktadır.Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır.Onların her biri her yıl yapılan Açlık oyunlarına katılmak zorundadır.Yarışma için her bir bölgeden yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve bir kız çocuğu göndermek durumundadır.Açlık oyunları TV’den canlı yayınlanan ölümüne bir kavgadır.
On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve 12 yaşındaki kızkardeşi ile yaşamaktadır.Oyunlarda kızkardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır.Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kızkardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir.Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur.Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.
Peeta ile Katniss büyük bir aşk yaşar.
Kazanmak ün ve talih anlamına gelir. Kaybetmek ise kesin ölüm. Açlık Oyunları başlasın!
Yorum Yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.






