Accio

Lumos

Quotes

Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir.

Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yoktur. Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz. Umarım seninki mükemmel olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın.

Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın. Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla tanışırsın.

Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. Ve eğer yaşamadığını düşünürsen, umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun.. (Benjamin Button'un Tuhaf Hikâyesi)

Kategoriler

Arşiv

Tazeler

07
Tem

Öyküleri karıştı düşlerin

Yanındayken gözlerimden damlayan ışıltıyı saklamışlar.

Getirip de koyduklarında önüme, doldu gözlerim. “Gitti; yitti ellerimde” diyemedim…

Birkaç güzel gün geçirmemiz, beni hayatında yapmaz” dedi adam. Sustu kadın; gözkapakları ardında gizlemeye çalıştı pusuya yatmış yaşlarını.

Peki…” dedi güzel boynunda bir inci gibi duran düğümle; “…fazlasını beklememeliydim zaten.

……

Peri masallarına inanmayı bırakalı yüzyıllar geçmişti aslında; kabul ediyordu ki tüm o ütopik düşler de sonsuz bir girdap gibiydi. Uçsuz bucaksız mimoza tarlalarında terk etmişti o yüzden her tatlı düşü; pencere kenarlarına konacak lapatyalar da beklemiyordu hayattan.

Sadece, O’nunla farklı olabileceğine inandırmıştı kendini.

Aslında, olmuştu da.

Uzun zamandır hissetmediği kadar iyi hissetmişti O’nun yanında kendini.

Geceler boyu kokusunu solumuş; uykusunda bile onu özleyebilmişti. Gülebilmişti yıllardan sonra; tatlı nefesinde tadabilmişti aşkı…

Derin uykulardan sonra aralayıp da gözkapaklarını, yanı başında uyuduğunu gördüğünde ‘Gitmesen..’ demişti..

Yine de gitti adam.

Gitmeye mecburdu; biliyordu. Uzun uzun baktı arkasından.

Buğulu bir camın ardında kaldı yüzü.

…….

Söyleyecek ne bir söz bıraktın geride; ne de bir masal var anlatılacak.

Gittin…

Yitti, gitti ellerimde solan ruhun.

Kal’ bile diyemedim..

Buğulu bir camın ardında kaldı gecenin karanlığındaki yüzün.

Avuçlarım yanıyor; avuçlarım kanıyor şimdi.

Her zerremde hissediyorum hiçliğin gerçek anlamını.

Teninde, kokunda tattığım rüyayı an be an yitireceğimi biliyorum.

Senin, adımın her harfini ilmek ilmek sökeceğini; gün geçtikçe de hayallerinde yüzümün yiteceğini biliyorum.

Biliyorum ki bir başka harfe tutunacak adın…

Biliyorum ki bir daha asla kapıma dayanmayacak adımların.

07
Tem

Hızla geçtin, gittin hayatımdan

YAPAYALNIZ ve yalınayak karşılamıştım seni dört duvarı ıslak bir odada… Gözyaşlarımla nemlenen duvarların ardındaydı dünya; soğuktu, korkutucuydu ve hepsinden de önemlisi senden önce gelenlerin anılarıyla doluydu…

Tüm hayatımdan uzaklaşmayı dilediğim, kâbus gibi geçen bir yığın düşlerin ardından uzanıp da karşıladım seni.

Yalnızdım; çırılçıplak bekliyordum gelişini.

Her şeyden ve herkesten uzakta umuda gebeydi harflerim; büyülü sözlerle büyüttüm gözlerindeki gizemi, kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği sözleri fısıldadım…

Seninle, bir ömür sürmesini dilediğimiz tatlı-ekşi bir macera yaşadık kimseye hissettirmeden.

Bazen, canımı ne denli acıttığını anlattım insanlara, bazen de gelişinin bana nasıl da ‘uğur getirdiğini’ haykırdım…

Tüm bunların ardından, bugün görüyorum ki hiçbir zaman değildin sen de öncekilerden farklı.

Belki biraz daha büyümüştük ikimiz de, belki biraz daha hüzünlüydük, belki yeterince anlayamadık birbirimizi ama işte sonunda soldu umutlarımız.

Gelişinden belliydi gidişinin şiddeti; ikimiz de anlayamadık…


------------------------------------------------------

Yazı, CosmoTurk'te 2010 yılını karşılamak için
düzenlenerek yayınlanmıştır.